TEST EDİYORLAR
Necdet Topçuoğlu
Ekrem İmamoğlu'nun çıkışını kendi varlıkları için tehlike olarak gören saray bürokrasi, ayrıntılı bir plan hazırlamıştır. Gözaltı sürecinin başlamasından itibaren yapılanlar, soruşturma ve yargılama değil, bir planın uygulanmasıdır. Yargılama hukuk temelinde olur. Halbuki bu konu tamamen siyasidir. Siyasi planlar hazırlanırken, iç ve dış dengeler hesaplanır. Özellikle ABD ile yapılan temaslarda pazarlık yapılmadan sonuç alınamaz. ABD Türkiye'nin içinde ne olup bittiği ile ilgilenmez. Suriye'nin kuzeyinde yapmak istediklerine engel çıkarmadıktan sonra, ABD için ilişkilerde bir sorun yoktur. Bu nedenle Trump, Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra, Türkiye'den olumlu haberler geliyor demiştir.
Türkiye'nin 26. Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, suç örgütü lideri olarak tutuklandığı bir ülkede, Ekrem İmamoğlu'na suç örgütü lideri suçlaması yapmak zor değildir. Abdullah Öcalan ise kurucu önder olarak onore edilmektedir. Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr. Saray bürokrasisi ideolojik bir yaklaşımla hareket etmektedir. Bunda akıl, sağduyu, vicdan aramak rasyonel değildir. Niyetleri, Bayram öncesinde İmamoğlu ve ekibini Silivri'ye göndererek, bayram yapmaktır. Kaç gündür halk sokaklara dökülmüştür. Dikkat edilirse pek engel çıkarmadılar. Tavır, davranış ve kararlılık konusunda testler yaptılar. Muhalefet kendi arasında güçlü birlik yapabiliyormu, buna baktılar. Göğüsleyeceklerini anladıklarında planladıkları gibi yollarına devam ettiler.
Bu süre içinde olan, Türkiye ve yoksul halk yığınlarına olmuştur. Piyasalar bu operasyona sert tepki vermiştir. Borsa da sert düşüşler meydana gelmiş, döviz fırlamıştır. Piyasaların kötü gidişini durdurabilmek için son dört günde piyasaya 26 milyar dolar döviz sürülmüştür. Halkımıza uygulanan ağır tasarruf tedbirleri sonucunda elde edilen kazanımlar bir kalemde yok edilmiştir. Asgari ücretli ve emeklilere verilmeyen para sorumsuzca çar çur edilmiştir. Bunun halk nezdinde olumsuz bir karşılığı mutlaka olacaktır. Sağ duyulu düşünen eski devlet adamlarının uyarıları bile sonuç vermemiştir. Koltuk hırsı uğruna Türkiye çok şey kaybetmiştir.
Saray bürokrasisinin hazırladığı geniş çaplı planın diğer bir ayağı da, CHP Kurultayının iptal edilerek, Partinin başına kayyım atanmasıdır. Bunu engellemek için CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Olağanüstü Genel Kurul kararı alması da YSK'dan geri dönmüştür. Aylar önce aldığım bir duyuma dayanarak bu konuyu yazmıştım. Bu kadar da komplo teorisi olmaz denilmişti. Şimdi ne yapmak istediklerini yazmak istiyorum. Parti Meclisi listesini kayyıma yaptırarak, CHP'yi istedikleri yapıya kavuşturmak istiyorlar. Buradan amaçladıkları partinin ikiye bölünmesidir. Bunlar benim öngörüm değil, o camiaya yakın kaynaklardan duyduklarımdır. Bunu yaparken CHP'nin kendi içinde ne kadar birlik olduğunu test etmek istemektedirler.
Bu süreç halkın korku duvarını aşarak tepkisini göstermesi bakımından bir kazanç olmuştur. Özellikle gençlerin sürece dahil olmaları, geleceğe dair umutları yeşertmiştir. Geçmişte Cumhuriyet mitinglerinde toplumsal enerjiyi doğru yönetemeyen CHP, bu defa halkta oluşan değişim talebini doğru yönetemez ise, Türkiye dönüşü olmayan bir yola girmiş olacaktır. Muhalefet kendi arasında ilkeli bir tavır birliği oluşturamadığı takdirde, bu kötü gidişin engellenmesi mümkün değildir. Soruşturmalara dayanak olan ihbar ve şikayetlerin içeriden yapıldığı iddiaları da diğer bir üzüntü kaynağıdır. Hain içeriden olursa, kapı kilit tutmaz deyişi tamda buna uymaktadır.
Devlet Bahçeli'nin, Öcalan Meclis de DEM Parti Grubunda konuşsun çıkışı ile başlayan, "terörsüz Türkiye" süreci, Saray da hazırlanan planın diğer bir parçasıdır. Buna göre kürtler ağzlarına bir parmak bal çalınarak, muhalefetten ayrıştırılmışlardır. Muhalefeti bölen iktidar, CHP üzerindeki ablukayı daha kolay uygulamıştır. Kürtler bir süre sonra aldatıldıklarını anlayacaklardır. Suriye'nin kuzeydoğusundaki PYD-YPG yapılanması, Suriye yönetimine entegre olmuştur. Türkiye'deki kürtlerin bir pazarlık güçleri kalmamıştır. Suriye'deki yeni çatışma alanı Alevi-Sünni çatışması olarak seçilmiştir. HTŞ teröristleri savaş Türkiye de devam edecek diye slogan atmaktadırlar. Sınırımızdaki yeni tehdide dikkat çekmek istiyorum.
Halkın demokrasi talebinde kararlı olması şarttır. Mücadele sürekli olmazsa başarı sağlanamaz. Suyun mermeri delmesi, gücünden değil, sürekliliğindendir. Bu nedenle süreklilik devam etmelidir. Ekrem İmamoğlu demokrasi mücadelesine önderlik ederek, çok önemli bir görev yapmıştır. Cumhurbaşkanı olmasa bile, Türk siyasetinde önemli bir aktör olarak yerini almıştır. Türkiye'nin yönetimi, Türklere bırakılmayacak kadar önemlidir diyenler, yeni yol haritasını çizeceklerdir. Kanaatimce Erdoğan'a göre turpun büyüğü halen heybede durmaktadır. Bundan sonra yaşayacağımız her olay, bir öncekinden daha kötü olacaktır. Ekrem İmamoğlu ve Mesai arkadaşlarına geçmiş olsun diyorum. Doğrusunu isterseniz üzüldüm.
(23, Mart, 2025-Ordu)