Menü Ordu Haberleri - Karadeniz Bayrak Gazetesi
Necdet Topçuoğlu

Necdet Topçuoğlu

Tarih: 21.03.2026 06:29

TOPÇUOĞLU İLE DÜNYANIN KADERİ VE TÜRKİYE'NİN BEKASI ÜZERİNE

Facebook Twitter Linked-in

TOPÇUOĞLU İLE DÜNYANIN KADERİ VE TÜRKİYE'NİN BEKASI ÜZERİNE

Başbakanlık eski Özel Kalem Müdürü Ordulu hemşehrimiz Necdet Topçuoğlu, ABD–İsrail–İran geriliminin küresel güç mücadelesinin bir parçası olduğunu savundu. Topçuoğlu, “Ortadoğu’da yaşananlar sadece bölgesel bir kriz değil; enerji, para ve küresel güç dengeleri üzerinden yürütülen büyük bir hesaplaşmadır” dedi.

Ordu Sağlıklı Yaşam ve Eğitim Derneği (ORSAYA) tarafından Aktuğ Oteli'nde düzenlenen iftar yemeği, unutulmaz bir geceye sahne oldu. Başbakanlık eski Özel Kalem Müdürü, Ordulu hemşehrimiz Necdet Topçuoğlu'nun konuk konuşmacı olarak katıldığı programda, dünya siyasetinin perde arkası, küresel savaş senaryoları ve Türkiye'nin geleceği masaya yatırıldı. Topçuoğlu'nun yaklaşık iki saat süren ve salondakileri adeta büyüleyen konuşmasında en dikkat çekici anekdot ise yıllar önce kaleme aldığı bir makale sonrası İsrail Merkez Bankası'ndan aldığı tehdit telefonu oldu.

TOPÇUOĞLU İLE DÜNYANIN KADERİ VE TÜRKİYE'NİN BEKASI ÜZERİNE

Bir iftar sofrasında dünyanın kaderi değişiyor olabilir mi? Ordu'da bir otel salonunda toplanan Ordulular, Başbakanlık eski Özel Kalem Müdürü Necdet Topçuoğlu'nun ağzından küresel güç odaklarının en gizli planlarını dinledi.

Dolar ile yuan arasındaki ölüm kalım savaşından İran'a yapılan operasyonun gerçek nedenine, "Büyük İsrail" projesinden Türkiye'yi bekleyen federalizm tuzağına, Çin'in sessiz stratejisinden Rusya'nın nükleer tehdidine kadar pek çok kritik başlık masaya yatırıldı. Topçuoğlu, yıllar önce yazdığı "Mayını Bırak Ceylanpınar'a Bak" makalesi sonrası İsrail Merkez Bankası'ndan gelen tehdit telefonunu ilk kez bu kadar detaylı anlattı.


Topçuoğlu'nun konuşmasını daha iyi takip edilebilmesi için röportaj tarzında hazırladık.

KÜRESEL SATRANÇ TAHTASI VE ORTADOĞU PROJESİ

Soru: ABD-İsrail-İran savaşına "Bu bir para savaşı" dediniz. Biraz açar mısınız? Ne demek istediniz?
Topçuoğlu: Dünyada olup biten her şeyin temelinde ekonomik çıkarlar yatar. Ben Başbakanlık Özel Kalem Müdürü olduğum dönemde Birinci Körfez Harekatı'nı ve İkinci Körfez Harekatı'nı bizzat yaşadım. Başbakanımız merhum Süleyman Demirel, saat 22:30 sularında Bakanlık'a kurulan toplantılarda notlar tutar, bize verirdi. O notları okumak hakikaten doktor yazısı gibi olduğu için zorlanırdık. Bir sekreter arkadaşımız vardı, o okurdu, biz de hükümet bildirisini hazırlardık. O gecelerde öğrendim ki, dünya siyaseti sandığımız gibi ideolojiler üzerine değil, tamamen ekonomik çıkarlar üzerine kurulu.

Şimdi yaşadığımız şey, dolar patronlarıyla (yani Batı merkezli finans kapital) yuan arasındaki (yani Çin'in para birimi) amansız bir bilek güreşidir. Amerikan Dışişleri Bakanı'nın Condeliza Rise’nin yaptığı bir deklarasyon vardı: "Büyük Ortadoğu Projesi'ni hayata geçireceğiz ve 12 ülkenin sınırlarını değiştireceğiz." Bu projenin üç hedefi var: Askeri hedef, ekonomik hedef ve siyasi hedef.

YOL TEMİZLİĞİ OPERASYONU: FAS'TAN İRAN'A UZAYAN HAT

Soru: Peki bu proje nasıl işliyor? Hangi aşamalardan geçtik?

Topçuoğlu: 2010 yılında Arap Baharı ile başlayan süreçte Fas'tan başladılar, Libya'yı bitirdiler. Mısır'da büyük olaylar çıkardılar, orayı diz çöktürdüler. Irak'ı iki aşamalı olarak işgal ettiler. Daha sonra Suriye'ye geldiler. Şimdi Suriye'de olan biteni hepimiz görüyoruz. Rusya orada üs kurduğu için Suriye biraz direnebildi ama arka plandaki enerji pazarlıkları nedeniyle Rusya'yı Ukrayna ile kapıştırdılar. Ukrayna'nın başına getirdikleri devlet başkanının Epstein Adası'nda yetiştiğini, hepsinin bir proje olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Rusya bir buçuk milyon, Ukrayna bir buçuk milyon insanını kaybetti ama savaş hala bitmedi.

Oradan sonra Azerbaycan'la Ermenistan'ı kapıştırdılar. Zengezur Koridoru dediğimiz bölgeyi 99 yıllığına kiralamak istiyorlar. Şimdi Ermenistan'la İran arasında 44 kilometre uzunluğunda ve 14 kilometre genişliğinde bir geçit var. Burayı 99 yıllığına kiralayarak havaalanı kuracaklar, askeri birlikler yerleştirecekler. Böylece Rusya'yı güneyinden, İran'ı da kuzeyinden kuşatmış olacaklar. Bunu hallettiler. Şimdi sıra İran'da.

TRUMP'I İRAN'A SALDIRTAN MOSSAD TEHDİDİ

Soru: İran-İsrail gerginliği had safhada. Sizce bu gerilim nereye evrilecek? Trump neden birdenbire İran'a saldırı kararı aldı?

Topçuoğlu: Çok kritik bir soru. Amerikan Başkanı Trump, İran'a saldırı konusunda başlangıçta tereddütler yaşıyordu. Ama Mossad devreye girdi. Epstein Adası'nda Trump'ın ve Amerikan yönetiminin, daha doğrusu kapitalist dünyayı yönetenlerin bütün kozlarını basın önüne dökecek kasetleri, ipuçlarını yayınladılar. Bu, açık bir tehditti. Trump da bu tehdit üzerine İran'a saldırı emrini vermek zorunda kaldı. Şimdi İran'da olan biten, Fas'tan başlayan yol temizliği harekatının son halkasıdır.
İRAN'IN FÜZE VE DRONE STRATEJİSİ

Soru: İran'ın füze saldırıları ve savunma kapasitesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Neden bu kadar etkililer?

Topçuoğlu: İran yıllar öncesinden savunma stratejisini füzeler ve drone'lara göre hazırlamış. Benim İranlı bir arkadaşım vardı, Hukuk Fakültesi öğrencisi İraç Balipur isminde. Bana derdi ki: "Biz uçaklara yatırım yapmayacağız. Uçakları hemen düşürüyorlar. Biz füzelere yatırım yapacağız. Ayrıca kuşlar gibi bir silah oluşturduk." O zaman "kuşlar gibi silah" ne demek anlamamıştım. Şimdi anlıyorum ki drone'lardan bahsediyormuş. İran öylesine bir sürdürülemez savaş stratejisi geliştirdi ki, gelecekte tarihçiler bunu "drone ve füzeler savaşı" olarak anlatacaklar

Bir hesap yapalım: Türkiye'de maliyeti 35-40 bin dolara mal edilen bir drone, karşı tarafta 4 milyon dolarlık bir füzeyle düşürülüyor. Daha basit ifadeyle, komşu bizim camımızı taşlıyor, taş bedava. Biz o taşı bertaraf etmek için 40 liralık mermi atıyoruz. Bunu sürdürebilmek mümkün değil.

ÇİN'İN SESSİZ STRATEJİSİ: GPS'SİZ FÜZE NASIL HEDEF BULUYOR?

Soru: Peki Çin bu tabloda nerede duruyor? İran'a destek verdiği iddiaları doğru mu?

Topçuoğlu: İşte en kritik nokta burası. Amerika, İran'a saldırdıktan sonra bütün GPS ve internet sistemlerini İran'ın ulaşamayacağı şekilde kısıtladı. Ama İran füzeleri ateşleniyor ve hedeflerini on ikiden vuruyor. Nasıl oluyor bu? Çünkü Çin, Hint Okyanusu'na uluslararası sularda bir lojistik destek gemisi yerleştirdi. Oradan bütün koordinatları İran ordusuna veriyor. Savaş başlamadan önce Çin ve İran, Hürmüz Boğazı'nda ortak bir tatbikat yaptılar. Tatbikat, hepimizin bildiği gibi savaşın ön hazırlığıdır. Bu tatbikat sırasında bütün taktikler, bütün şifreler İran ordusuyla paylaşıldı. Şimdi de Rusya'yla anlaşmak suretiyle koordinatları veriyorlar.

Çin ayrıca Suudi Arabistan'la yaptığı petrol anlaşmasında doları devre dışı bırakarak yuan karşılığı petrol ticaretine başladı. Bu, doların rezerv para olma stratejisine indirilmiş büyük bir darbedir. Bir de Afrika'ya yaptıkları yatırımlar var. Afrika'nın 2050 yılında 2.5 milyar nüfusa ulaşacağı öngörülüyor. Çin, şimdiden Afrika'ya yatırım yaparak o pazarı garantiliyor. Bu sessiz ama çok akıllıca bir stratejidir.

TARİHİN PERDE ARKASI – ROTHSCHİLD VE ROCKEFELLER'IN OYUNU

Soru: Siz sık sık "dolar patronları" ifadesini kullandınız. Bunlar kim? Rothschild ve Rockefeller ailelerinin rolü nedir?

Topçuoğlu: Şimdi gelelim işin can alıcı noktasına. Dünyayı yöneten iki büyük aile var: Rothschild ailesi ve Rockefeller ailesi. Biri İngiltere'de, diğeri Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşıyor. Rothschild'ler, Amerikan İç Savaşı'nda kuzeylilere destek oldukları için doların basılma hakkını Merkez Bankası üzerinden devraldılar. Bugünkü FED, Amerika'nın Merkez Bankası değil, dolar patronlarının Merkez Bankası'dır.

Bu ailelerin bizimle ilk teması Abdülhamid zamanında oldu. Abdülhamid'e geldiler ve dediler ki: "Bize Filistin topraklarını parayla sat, biz orada İsrail Devleti'ni kuralım." Abdülhamid'in verdiği cevap tarihe altın harflerle yazıldı: "Kanla alınan toprak parayla satılmaz." Bunun üzerine "Sen misin bunu söyleyen?" dediler ve Birinci Dünya Savaşı'nı çıkardılar. Sebep ne din, ne milliyetçilik, ne başka bir şey. Sebep, dünya kaynaklarının paylaşılmasıydı. Osmanlı sınırları içindeki zenginlikleri ele geçirmek istiyorlardı. Savaşın sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nu 20 parçaya böldüler.

HİTLER'İ YETİŞTİREN GÜÇLER VE İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Soru: İkinci Dünya Savaşı da mı aynı eller tarafından çıkarıldı?

Topçuoğlu: Kesinlikle. Birinci Dünya Savaşı sonunda bekledikleri gibi Yahudileri Filistin'e göç ettiremediler. Birçok zengin Yahudi ailesi Avrupa'da, Polonya'da kalmayı tercih etti. Bunun üzerine "heyecanlı bir onbaşı" olan Hitler'i ayarladılar, yetiştirip Almanya'nın başına getirdiler ve İkinci Dünya Savaşı'nı başlattılar. Savaştan sonra Almanya bitme noktasına geldi. Almanya'nın borçlarına karşılık Merkez Bankası'nı da aldılar. Böylece markın basılmasını da ele geçirdiler. Rothschild ailesi böylece üç merkez bankasını ele geçirerek dünyayı kontrol etmeye başladı.

Sırada Rus rublesi vardı. Rusya Merkez Bankası'nı da ele geçirmek istiyorlardı ama Ekim Devrimi imdada yetişti. Halen akıllarında Rusya'yı ele geçirmek var. Moskova'da bir akademisyen tanıdığım bana şöyle dedi: "Sizi Suriye'de Rusya'yla kapıştırmak istediler. Ama Putin'e dua edin, sizin başbakanınız 'Uçağı ben düşürttüm' demesine rağmen Putin bu savaşın olmasını istemedi." Halen Rothschild'ler, Türkiye-Rusya savaşı üzerinden Türkiye'yi parçalamayı ve Rusya Merkez Bankası'nı ele geçirmeyi kafalarının bir köşesinde taşıyorlar.

İSRAİL TEHDİDİ VE TOPÇUOĞLU'NA GELEN TEHLİKELİ TELEFON

Soru: İsrail'den gelen tehdit telefonu olayını bizimle paylaşır mısınız? Ne olmuştu?

Topçuoğlu: Evet, bu çok önemli bir anekdot. Yıllar önce, İsrail'in Türkiye'deki mayınlı alanlarla ilgili bir talebi olmuştu. "Mayınlı alanları temizleyelim, bu toprakları bize verin" gibi bir öneriydi bu. Ben de o dönem Sayıştay'da uzman denetçi olarak çalışıyordum ve "Mayını Bırak, Ceylanpınar'a Bak" başlıklı bir makale yazdım. Makalede, İsrail'in asıl amacının mayın temizliği değil, Ceylanpınar Ovası'na, yani o bereketli topraklara göz diktiğini anlattım. Hatta arkadaşlarım uyardı: "Niye yazdın, seni ihraç ederler" diye. Ama ben yazdım.

Makale yayınlandıktan kısa bir süre sonra telefonum çaldı. Arayan, İsrail Merkez Bankası'ndan bir yetkiliydi. Bana dedi ki: "Ya sen korkmuyor musun? Böyle şeyler yazmaya devam edersen başına geleceklerden haberin var mı?" Ben de şu cevabı verdim: "Korkuyorum, korku insani bir duygudur. Ama benim konumumdaki bir insan, vatanı söz konusu olduğunda korkmadan bu konulara dikkat çekmek zorundadır."

İSRAİL'İN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ EMELLERİ: SU VE TOPRAK

Soru: Peki İsrail'in Türkiye'deki asıl hedefi ne? Ne istiyorlar?

Topçuoğlu: Çok net söyleyeyim. İsrail'in gözü Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 24 barajımızda. Kuyruk suları birbirine değen tatlı su barajları bunlar. Yukarı Mezopotamya'daki Ceylanpınar, Şanlıurfa, Harran ve Kızıltepe ovalarını Hilal kuşağına katmak istiyorlar. Yani tarım arazilerimizi, su kaynaklarımızı ele geçirmek istiyorlar.

Şimdi Büyük İsrail projesi var. Bunu açıkça söylüyorlar. "Vaat edilmiş topraklar"da Büyük İsrail Devleti'ni kurmak istiyorlar. Bunun için de 22 devletin sınırlarını değiştireceklerini deklare ediyorlar. Türkiye de bu 22 devletin içinde. Çok açık ve net bir tehdit var ortada.

TÜRKİYE'NİN ASKERİ KAPASİTESİ VE NATO GERÇEĞİ

Soru: Türkiye'nin askeri kapasitesi böyle bir savaşa ne kadar hazır? Savaşa girme ihtimalimiz var mı?
Topçuoğlu: Bu soru çok kritik. Şimdi ben size bir anı anlatayım. Körfez Savaşı sırasında Hava Kuvvetleri Komutanımız istifa etti. Kendisiyle çok yakın ilişkilerim vardı, kendisine örtülü ödenekten 12 bin dolar para almıştım hastalığının tedavisi için. Amerika'ya gitti, tedavi oldu, 7.500 dolar harcadı, kalan parayı faturasıyla birlikte bana iade etti. Böyle bir generaldi işte.

Kendisine sordum: "Paşam, Hava Kuvvetleri Komutanı istifa eder mi? Niye istifa ettiniz?" Bana dedi ki: "Evlat, topyekün savaşta bizim günlük 30 bin ton mühimmat harcamamız gerekiyor. Bizim toplam stokumuz ise sadece 120 bin ton. Yani 4 günlük savaş potansiyelimiz var. Ben Hava Kuvvetleri Komutanı olarak böyle bir riski, böyle bir sorumluluğu alamam. En iyisi istifa etmek." Aradan yıllar geçti, bu stokların üzerine zerre kadar bir şey ilave etmedik. Hatta daha da kötüleşti.

NATO VE TÜRK ORDUSU

Soru: NATO'nun bu durumdaki rolü ne? Bizi savaşa sokabilirler mi?

Topçuoğlu: Şimdi önemli bir nokta: Biz bir NATO ordusuyuz. Bütün silahlarımızın yedekleriyle birlikte envanter kayıtları NATO'da mevcut. Bir hava subayının bana söylediğine göre, bir F-16 uçağı her iniş-kalkışta bir fren pabucu değiştiriyor. Bizim stoklarımızda her uçak için dört tane fren pabucu yedeğimiz var. Yani biz "beşinci sefere çıkarız" desek, NATO bize "sizin dört yedeğiniz var, beşinciye gidemezsiniz" diyecek. Bizim kendi irademizle savaşa girmemiz mümkün değil. NATO bizi savaşa sokacaksa, onların kararıyla olur.
Şimdi üç tane insansız hava aracı düşürüldü ya, onların İran'daki Pejak sahasından PJAK elemanları tarafından atıldığını İran bize bildirdi. İran aynı şeyi İlham Aliyev'e de bildirdi. Yani Kürtleri vekalet savaşına bir güç olarak sokamayınca, Türkiye ile Azerbaycan'ı birbirine düşürmek istiyorlar. Türkiye bu oyuna kesinlikle gelmemeli.

İRAN'LA SAVAŞMAK BİZE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ

Soru: İran'la savaş ihtimali konuşuluyor. Sizce böyle bir savaş Türkiye'ye ne getirir?

Topçuoğlu: Bizim İran'la savaşmak gibi bir derdimiz olamaz. 1639 Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan bu yana en ufak bir problemimiz olmayan İran'la neden savaşalım? İran'da hangi rejim olduğu bizim açımızdan çok önemli değil. Önemli olan, İran'ın coğrafi olarak bir bütün halinde, üniter bir devlet olarak kalmasıdır. Bu, bizim beka sorunumuzu güvence altına alır. Parçalanmış bir İran, bizim için büyük tehdit olur.

Atatürk'ün Ortadoğu konsepti çok nettir. Der ki: "Kuzey komşumuzla sakın ha didişmeyin, kötü olmayın. Emperyalizmin Ortadoğu'daki enerji taleplerine piyon olmayın. Araplar arasında mezhep yönünden taraf olmayın." Ne yazık ki biz zaman zaman bu uyarıları unuttuk. Sünnilik adına Suriye'yi alabildik, o da PYD/YPG'yi oraya yerleştirdi. Kendi elimizle düşman yarattık.

DÖRTLÜ YAPI VE BÜYÜK KÜRDİSTAN HAYALİ

Soru: Peki bu süreçte bölgede nasıl bir yapı kurulmak isteniyor?

Topçuoğlu: Şu anda dört ayaklı bir oyun oynanıyor: Suriye'de YPG, PYD, SDG adı altında bir yapı; Kuzey Irak'ta Barzani'nin güçleri; İran'da PJAK; Türkiye'de de DEM Parti'nin kalıntıları. Bu dört parça birleştirilerek büyük bir yapı, bir tür "Kürdistan" kurulmak isteniyor. Bu bir hayal, ama peşindeler. Ben Türk milletinin bu hayale izin vereceğini düşünmüyorum. Milletimizin sağduyusu, vatanseverliği buna izin vermez.

VENEZUELA ÖRNEĞİ: ÇİN'İN ENERJİ KAYNAKLARINA EL KONULMASI

Soru: Ekonomik hedeflerden bahsettiniz. Bunlar nelerdir? Türkiye'yi nasıl etkiler?

Topçuoğlu: Ekonomik hedefler, enerji kaynaklarını tamamen ele geçirmek üzerine kurulu. Çin'in petrol temin ettiği Venezuela'ya bakın. Devlet başkanını yatağından alıp götürdüler ve Çin'in Güney Amerika'daki enerji kaynaklarına el koydular. Şimdi İran savaşıyla Hürmüz Boğazı'nı kapatarak Çin'in İran'dan aldığı petrole el koymak istiyorlar. Trump bunu zaten açıkça söylüyor.

Türkiye olarak biz de bu enerji savaşının tam ortasındayız. Üzerimizde büyük bir baskı var. Ya bu oyunun bir parçası olacağız ya da direneceğiz.

KIBRIS'TA KANSER TÜMÖRÜ TEHLİKESİ

Soru: Kıbrıs'ta neler oluyor? Oradaki yığınağın sebebi ne?

Topçuoğlu: ABD elçisi Tom Barak'ın söylemleri çok önemli bu konuda. Diyor ki: "Akdeniz'in ortasındaki kangren olan bir iltihap olan Kıbrıs'ı da halletmemiz lazım." Şimdi Kıbrıs'a yaptıkları yığınağın temel nedeni bu. Orada ilk patlak verecek bir nokta olarak, bir kanser tümörü olarak bizi bekleyen bir tehlike var. Gerçi Türkiye 6 tane F-16 uçağını gönderdi tedbir olarak, ama bu bir bilek güreşi. Kıbrıs, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının anahtarı durumunda. Orayı kaybedersek, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz ve petrol rezervlerinden de oluruz.

HEPİMİZİN GÖREVİ…

Soru: Son olarak, okurlarımıza ne mesaj vermek istersiniz?

Topçuoğlu:  Kamuoyu çok önemli bir baskı unsurudur. Hangi iktidar olursa olsun, güçlü bir kamuoyu baskısının karşısında durabilmesi, direnebilmesi mümkün değildir.

Türk milleti kim ne derse desin, başkalarının itham ettiği gibi duyarsız, duygusuz bir millet değildir. Vatanseverlik anlamında çok ileri bir milletiz. Hükümetlere rağmen, partilere rağmen, iktidarlara rağmen halkın içten gelen bir genetik direnci var. Bunu gördük, görüyoruz. Mayınlı araziler konusunda da müthiş bir direnç gösterdiler. Şimdi de gösterecekler.

Biz bu toprakları kanla aldık, kanla koruduk, kanla koruyacağız. Kimsenin bu topraklar üzerinde gözü olmasın. İsrail'in, ABD'nin, Rothschild'lerin, Rockefeller'ların oyunlarına gelmeyeceğiz. Bu vatan hepimizin, birlikte koruyacağız.

NECDET TOPÇUOĞLU KİMDİR?

Doğum Yeri:  Ulubey (Ordu) Eğitim: İlk ve ortaokul Ulubey'de, lise Ordu'da tamamlandı. Üniversite: 1978 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi ve İşletmecilik Bölümü'nden Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Japonya, İngiltere, ABD, İtalya, Fransa, Hollanda dahil 13 farklı ülkede çeşitli eğitim programlarına katıldı. Evli ve bir çocuk babası.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nda: Mühendis Şube Müdür Daire Başkanı Müsteşar Yardımcısı Parlamento ile İlişkiler Danışman Başbakanlık'ta: Özel Kalem Müdürü Danışman Koordinatör Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nda Denetçi ve Başdenetçi Sayıştay'da: Uzman Denetçi olarak görev yaptı.  "Bitkilerin Ekolojik ve Girdi İstekleri" adlı kitabın yazdı.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —